|
Yeni
yıla girerken, Sumatra açıklarında büyük bir deprem zinciri oluştu.
Peşpeşe gelen depremlerin yarattığı dev dalgalar, Hind Okyanusuna kıyısı
olan ülkeleri perişan etti. Böylece, genç yüzyılımızın ilk doğal
felâketiyle karşılaştık.
Pazar
sabahı yerel saatle yaklaşık sekizde şiddetle sarsan büyük
depremin ardından, üç saat içinde bölgede büyüklüğü altının
üzerinde iki ve beşin üzerinde on deprem daha oldu. Depremler yüzünden
oluşan dev dalgalar, saatte 600-700 km hızla kıyılara çarparak
yerleşim alanlarını harabeye çevirdi. Öğleye doğru saat 11:21'de,
7.2 büyüklüğündeki bir başka deprem de yakındaki Nikobar Adaları'nı
vurdu. Ardından gelen beş ve altı büyüklüğündeki çok sayıda
deprem, günlerce bölgeyi adeta cehenneme çevirdi. Yüzbinin üzerinde
can kaybı ve ancak beş-altı senede telâfi edilebilecek milyarlarca
dolarlık zarar meydana geldi. Nikobar ve Andaman Adaları'nın bir kısmı
suya gömüldü, bölgenin coğrafyası değişti.
Sismik
açıdan, Hind ve Burma plakalarının çakıştığı sınırda meydana
gelen bu büyük zincirleme enerji boşalımı, Hind plakasının Sunda
çukuru bölgesinde Burma plakasının altına doğru kaymasına yol açtı.
Sunda çukuru, Güneybatıda Avustralya-Hind plakalarının ve Kuzeydoğuda
da Burma-Sunda plakalarının ortak noktasını oluşturması bakımından
çok önemli sayılıyor ve bu çökme yüzünden ilgili plakalar arasındaki
geriliminin daha da artacağı öngörülüyor.
Astrolojik
açıdan ise, bu depremin bölgede Satürn'ün batı ufkunda batmak üzereyken
(alt.=+02°55') meydana geldiğini görüyoruz. Ancak, Satürn veya başka
bir gezegenin yaklaşık 24 saatlik bir peryod ile, yani her gün bir
kez battığı düşünülürse, bunun hiç de yeterli bir işaret olacağı
söylenemez. Diğer yandan, Ay'ın Dolunay evresinde bulunmasını
(elong.=174°) dikkate aldığımızda, bunun da yaklaşık ayda bir kez
görülen sıradan bir fenomen olduğunu hatırlıyoruz. Üstelik, Uranüs
bu Dolunay'ı dengeleyecek bir konumda. Klasik astroloji açısından,
dikkati çeken başka bir özellik bulunmuyor. Dolunay konumunda iken
Satürn'ün ufukta batıyor olması, Yerküre üzerinde herhangi bir
yerde, ayda bir kere rastlanabilecek bir durum.
Öyleyse,
bu devasa depremin ve getirdiği felaketin astrolojik göstergesi ne
olabilir? İşte size iyi bir astroloji sorusu. Aşağıda, bu büyük
depremin olduğu âna ve yere göre çıkarılmış klasik astroloji
haritasını görüyorsunuz. Üzerinde çalışabilmeniz için
veriyorum. Ancak, araştıranlar için küçük bir ipucu vereyim: Bu
bilmeceyi klasik astroloji yöntemleri ile çözemezsiniz. Zira, öncelikle
bu olayı üç boyutlu olarak ve dinamik biçimde değerlendirmeniz
gerekiyor. İkinci önemli husus ise, bölgenin depremler açısından
astrolojik endikatörlerini bulmanız lazım. Yani, bölgedeki
depremleri geriye dönük olarak incelemelisiniz. Sürekli hareket
halinde olması yüzünden, bölgenin sismik geçmişi oldukça
zengindir ve USGS arşivinde yeterli sismik kayıt mevcud.
Felâketler
açısından değerlendirirken, ağır gezegenlerin akslar üzerindeki
hemzaman konumlanışına dikkat etmenizde yarar vardır. Örneğin,
burada Jüpiter ile Satürn'ün konumlarını birlikte ele alarak, zaman
skalası içinde Yerküre üzerine projeksiyon yaptığınızda bulduğunuz
loksodrom size yol gösterecektir. Sanırım, yeterince kopya vermiş
bulunuyorum ve artık gerisi size kalıyor.
|
|
Not:
Sumatra depreminin yarattığı felâket elbette ki bütün dünyanın
acısıdır ve bu felâketten dolayı muhtaç duruma düşenlere yardım
etmek de hepimizin borcudur. Ancak, yardımlarımızın gerçekten
yerine ulaşıp ulaşmadığını da kontrol etmeliyiz. Bildiğiniz
gibi, yakın geçmişte bu konuda acı bir tecrübemiz oldu. Kendi
yurttaşlarımıza yardım amacıyla verdiklerimizin daha sonra hükümet
tarafından borç ödemek ve birtakım delikleri tıkamak uğruna
sarfedildiğini öğrendik. Keza, zorla toplanan deprem vergileri de
birilerinin boşalttığı devlet hazinesini yeniden doldurmaya yaradı.
Aradan geçen beş seneye rağmen, 1999 depremlerinde perişan olan
yurttaşlarımız hâlâ yardım gelecek diye bekliyorlar. Dünyanın dört
bir yanından gelen yardımlar da dahil olmak üzere, bu paraların
nereye gittiğini bilemiyoruz. Kendi vatandaşını dahi umursamayan bir
ülke yönetiminin, kilometrelerce uzaktaki garibanın durumunu ne ölçüde
dikkate alacağını da bilemeyiz. Dolayısıyla, yine yardım edelim
ama bu kez yerine ulaşacağına dair kim güvence verecek!
|