(Tekamül
Grubu için yapılan bir konuşmanın özetidir.)
Bedenli insan vaziyetinde olan bizler, beden konisinin bir ucu durumunda
bulunan bedenimizi dört yönlü tanımak zorundayız. Bahsedilen portre mevzuu
bu uç noktayla, yani; fizik bedenimizi kullanma haliyle direkt ilgili olan bir
konudur. Bugünkü şartlarımız içinde, bizler hiçbir zaman mevcut beden
konisinin, bizim üstümüzde yükselen bu muğlak koninin tam manasıyla sahib-i
selâhiyet bir unsuru değiliz. Esasında bizim bugünkü halimiz, bu beden
konisinin esas fonksiyonundan yararlanan ve bizim derûnî / üstün yönümüzü
ortaya koyan şuurla kıyaslanamayacak bir durumdur. Bizim bugünkü pozisyonumuz,
şu içinde bulunduğumuz kalıbın şartlarıyla kısıtlanmış ve bu kalıbın
realitesine adapte olmuş bir özelliğe sahiptir. Bugün için, bizim önümüzdeki
tatbikat sahamız dünyadır ve bu tatbikat sahası üstünde en belli başlı işimiz
madde ile uğraşmaktır.
Aynı vasatta bulunduğumuz diğer varlıklarla birtakım münasebetler içinde
olmamızdan dolayı, sosyal bir çevre içinde muayyen bir şahsiyet kalıbına
yönelmek durumunda ve mecburiyetinde hissetmekteyiz kendimizi. Bu mecburiyet,
hissi kendimizi fizik bedenin realitesine adapte etmiş olmamızdan dolayıdır.
İnsan varlığı, bulunduğu ortam içinde nâmütenâhî tesirler arasında tatbikat
yapma durumundadır. Burada, varlığın mevcudiyeti bir tek unsur ile ortaya
çıkmaktadır. O da şuurdur. Yani, kendi öz şahsiyeti ve kendine has
prensipleridir. İnsanların dikkat etmeleri lâzım gelen nokta, gayrişuuri
yaşayışlarının tesbiti ve bu tesbit sonunda ortaya çıkan portreye hâkim
olunmasıdır. Yani, varlığın dünya üstündeki hayatını belirli prensiplere uygun
bir sistematiğe sokması gerekir. Bizler, yaşadığımız hayat içinde çoğu zaman
gayet mesuliyetsizce ve herhangi bir ön araştırmaya ihtiyaç hissetmeden çeşitli
hükümlere varmaktayız. Bu bakımdan, işe kendimizden başlamamız gerekir. Kendi
şahsiyetlerimizin boşluklarını görüp bu boşlukları tesbit etmeliyiz ve bu
tesbitten sonra ortaya çıkacak portrenin hâkimi olmalıyız. Faaliyetlerimizin ve
yaşayışlarımızın kontrolümüz dışına taşmalarına müsaade etmemeliyiz.
Burada ilk yapılacak iş, ferdin kendi kendini objektif olarak müşahade
edebilmeyi öğrenmesidir. Bu hususta bizim için bir zaman tahdidi yoktur. Bu
şekilde bir portreyi çizebilmek durumunda olan şahıs, dış çevre karşısındaki
kendi varlığının bu dış çevre üzerinde ne gibi reaksiyonlar meydana getirdiğini
ve bu çevre ile olan irtibatlarının neler olduğunu ve daha ziyade hangi
kanalların işlemesiyle kurulduğunu tesbit edebilir.
Dünya insanı, bünyesinde çeşitli alış-veriş kanallarını ihtiva eden bir
bedene sahiptir. Bu beden, onun bu vasattan elde edeceği bilgileri, intibaları aktarabilmek
için gerekli her türlü techizatla techiz edilmiş durumdadır. Tek başımıza bir
yaşantı içinde bulunduğumuz takdirde, kendi portremizin tarafımızdan çizilmesi
imkansız denebilecek bir şekilde güçleşir. Zira, kendi karakteristik
vasıflarımızı ancak dış çevre dediğimiz aynaya aksedeniyle tesbit etmek durumundayız. Bu
karakteristik noktalar; en önemli alışkanlıklarımız, komplekste olduğumuz
noktalar, komplekslerimizin çıkış bulduğu noktalar ve çeşitli hayat
sahalarındaki davranışlarımız arasındaki farkın sebepleridir. Fertler, en büyük
körlüğe kendi alışkanlıkları yüzünden düşerler. Alışkanlıkların bilinmesi
mühimdir.
Kompleksler, insanın basit
birtakım tesirleri değerlendiremeyişiyle ortaya çıkarlar. Kompleksin esas
manası, ferdin muhatap olduğu herhangi bir tesiri o güne kadar kurduğu şuuri
sistem içine oturtamayışı veya bu tesirin kendi şuuri sistemi ile net bağını
kuramayışıdır. Burada, ferdin yapacağı yegane şey, belirli tesirler
karşısındaki reaksiyonlarını ve o tesirleri kabul ediş, değerlendiriş tarzını
iyi kontrol altına almasıdır. Ferdin kendi alışkanlıklarını tanıması için
teessüri mekanizmanın çalışmasını; kendi hayatında hangi düğmeye basınca hangi
mekanizmanın çalıştığını iyi bilmiş olması gerekir. Bunlar, o ferdin teessüri
hayatında otomatik çalışan mekanizmalardır ve ferdin şuuri olarak dolduramadığı
boşlukları doldururlar.
İnsanlar, kendilerini dış
tesirler karşısında korumak için ve kendi kafalarındaki dışa uymayan düzenin
hayatiyetini devam ettirmek için öyle şahsiyetler meydana getirirler ki, bunlar
dıştan bakıldığı vakit sanki pırıl pırıl parlıyormuş gibi görülür. Bu yalancı
şahsiyetleri ortadan kaldırmaya çalışmak ve korunma kalkanlarını kontrol edip
lüzumsuz olanlarını atmak gerekir. Bu alanda samimiyetsiz bir tatbikata; çevre
adına, çevre üzerinde kendi egosu lehine meydana gelecek tesirler adına bir
tatbikata yönelmiş insan, yükselmekte olan havagazı dolu bir balondan
farksızdır ve patlamaya mahkûmdur. Bu, onun parçalanmasına, paralanmasına
sebebiyet verecek ve büyük ısdıraplarına malolacak bir neticedir.
İnsanın hayat akışı ile
sürtüştüğü bu noktalarda, sürtüşmenin gayesi o ferdin sivriliklerinin
törpülenmesi olmaktadır. Bu engeller, kendi analizimizde yardımcı olacak
unsurlardır. Bizler, normal hayatımızın akışını yaşamaya ve mümkün olduğu kadar
bilerek yaşamaya bakmalıyız. Hayatımızın normal akışını değiştirmek bir yana,
bu normal akışı bozucu ek tesirleri bertaraf etmeye bakmalıyız. Bunlar; bizim
bilgi hazımsızlıklarımızdır, egoist davranışlarımızdır, bir bakıma
gururlandığımız noktalardır, dış çevreyi tanıma noktasında aciz kaldığımız
hususlardır. Bize, hissi olmayın denemez. Hissi olmayı öğrenelim. Ancak, his
hayatımızın bile tarafımızdan muayyen bir kontrol altında, muayyen bir bilginin
ışığında yöneltilmiş olması gerekir.
Ferdin hadise grupları
içerisindeki pozisyonu, sadece bir araştırıcı olmak durumundadır. Fert, eğer
görüşündeki hadiseler hakkında ve dünya planı hakkında birtakım kendi çapında
bilgilere sahipse; yapabileceği yegane şey, karşılaştığı hadiselerle kendi öz şahsiyeti
arasındaki ilişkileri düşünmek olacaktır. Dünyadaki hadise grupları arasındaki
fertlerin, o hadise gruplarından kazandıkları çoğunlukla intibalardır. Bu
intibalar, uzun boylu düşünceye bağlı olan intibalar değildir. Bunlar, bir anda
- o hadiseye ilk intibak anında - ferdin şuurunda uyanan ve hakikate en yakın
olan intibalardır. Çoğunlukla mühim olan ve kıymetli olan; ilk edinilen intiba
ve bu intibaın derhal o anda fert şuurunda
yapılan acil bir muhasebesidir. Zira, fert o anda herhangi bir dünyevi düşünce
kombinezonu ile bağlı olmadan çalışmaktadır.
İlk intiba anındaki üstün kıyas, ekseri doğru olmaktadır. Zira, ilk kontakt
halinde, dünyevi olan birtakım yalancı kombinezonlar ve endişelere dayanan
fikir silsileleri, bu temasta alınan tesire müdahale etmek imkanını bulamazlar.
Bunu devam ettirebilmek için, bu saflığı bozan tesir kaynaklarını izale etmek
gerekir. Bu intibaı canlı olarak muhafaza edebilmek için devamlı hatırda tutmak
lazımdır. Bu hal, dünyevi fert şuurunun fert sınırları üzerinde bir faaliyet
göstermesine bağlı bir husustur. Bunun aksi halinde, zaten fert müteakib
faaliyetlerinin meydana koyduğu fikir yapılarının ötesine geçemeyeceği için ve
bu yapılardan ibaret bir şuur hali içinde bulunacağı için, o saf intiba hiçbir
zaman ferdin bu karışık şuur hali içinde hayatiyet kazanamaz, hayatiyetini
devam ettiremez. Bunun ötesindeki düşünce faaliyetleri, bu intibaların dünya
tatbikat vasatına aktarılması veya tahkik edilmesi uğrunda, ferdin kendi
potansiyelinin onu zorlaması neticesinde meydana gelen faaliyetlerdir.
Hadise grupları gelip çattığı vakit, bunları ilk anda çözebilecek bir
dikkat halini üzerimizde bulundurmamız gerekir. Yoksa, bir kontrol yapmak
adına, tamamen katı bir sistemde, içinde her türlü hadiseye dirsek çevirip
kendi esas olmayan tahayyüli prensiplerimizin lehine bu hadiseleri tefsire
gidersek, bizin bu çemberi kırmamıza imkan kalmaz. Bu prensip sistemimizin
temel direkleri olacak olan ana prensiplerimizin - kabul ettiğimiz ana
prensiplerimizin - hatalı, eksik ve çürük olması ihtimalleri de mevcuttur.
Fertler düşünce faaliyetlerinin mahkûmu olmak durumunda kalıyorlarsa, bu
mahkûmiyet onların edindikleri birtakım fikirlerle kendilerini bağlı
addetmelerinden doğmaktadır. Zira, edindiği fikirler ve dış çevreden aldığı
intibaları değerlendirişi, o ferdin intibalar karşısında diktiği yalancı
şahsiyetlerinin tesiriyle yanıltılmış veya bozulmuştur.
Vicdan mekanizmasının kompleksler arasında ve kompleksli bir yaşantı içinde
sesini net duyurabilmesi çoğunlukla mümkün olmayan bir durumdur. İnsan bu
kompleksli hayatın içinden sıyrılmaya çalıştıkça, vicdan mekanizmasının sesini
gittikçe daha netlikle duymayı becerebilir. Vicdan mekanizması, değişik
kategoride ve dünyevi düşünce sisteminin ötesindeki bir kaynaktan beslenen bir
kanal, bir mekanizma olmaktadır. Vicdan sesi, bir bakıma ruhi bir planla
irtibat anlamınadır.
Kendi hayatlarımızın mütalaasında, kafamızın içinde mevcut olan en doğru
bildiğimiz ölçülere uysa bile, hiçbir zaman mevcut olan düzeni mutlak olarak
veyahut yegane miyar olarak ele almamalıyız. Burada bizim ölçümüz, çevremizi
kuşatan ahenktir. Bu ahengin tarafımızdan anlaşılmış olması bize esas ölçüyü
verecektir. Çevrenin ahengini tesbit edebilmemiz için; o ahengin paralelinde,
ona uygun bir ahenk içine - yaşayış, prensipler ve düşünce sistemi bakımından -
oturmamız gerekir. Ferdin dış çevrenin ahengine uygun bir ahenk içinde bulunma
zarureti, onun kendi üzerinde yapacağı rötuşların yapılabilir hale gelmesini
icab ettirir. Yani, artık fert olgunluk haline ulaşmak durumundadır. Artık, her
türlü rötuşu kabul edebilme durumundadır ve egosunun sert duvarlarını
çatlatmıştır. Bir insanın prensip tatbikatçısı olması için, olmasını hazırlayan
sebeplerin en başında, çevreden gelen tesirlerin o insana direkt olarak çarpma
imkanına sahip olması gerekir. Prensip tatbikatçısı olabilmemiz için,
çalışmanın bizzat kendi adımıza yapılmış olması gerekir.
Verimli bir çalışma düzeninin tahakkuku için önce şahsi portrenin hakimi
olmak gerekir. Bu şekilde bir portreyi çizebilme durumunda olan şahıs, dış çevre
ile olan irtibatlarında vereceği hükümleri tekrar tekrar gözden geçirmek
durumundadır. Karakteristik vasıflarını tesbit edip bunların dış çevre ile
arasındaki bağların ilişkisini ortaya çıkararak, bunların sapık ve aksak
olanlarını tasfiye yoluna gider. Burada, sistematik bir düşünce sistemine sahip
olunması gerekir.
Bu sistematik düşünce sistemi, bizim müşahedelerimizin, analiz ve
sentezlerimizin muayyen bir sistem dahilinde - gelişi güzel değil - bizim
tarafımızdan hâkim olunan bir sistem dahilinde yapılmış olmasını belirtir.
Bunlar, bilginin sistematik şekilde alınışı ve bununla ilgili düşünce
faaliyetlerini belirten hususlardır. Ayrıca, hedefin iyi tayin edilmiş olması
da gerekir. Çalışmalarımız adım adım fakat gerekli bir konsantrasyona sahip bir
düzenlenmeye girmiş olmalıdır. Tesbit yapıldıktan sonra gelen devrede, fert
bilgi sınırlarını zaman zaman aşan problemlerle karşılaşacaktır ve bundan
dolayıdır ki fert bu devrede her zamankinden daha fazla yardıma lâyık bir
durumdadır.
Böyle bir faaliyetin içine, nefsaniyet kontrolü ve bunun daha üstünde olan
diğer kontroller de dahildir. Bizim anladığımız mânâdaki bir nefsaniyet
kontrolü çok şumullüdür ve bugün için dünyamızın yapmak durumundan çok uzak
olduğu bir kontroldür. Bu bakımdan, his yönümüzün muayyen bir kaba sokulması
bugün bizden istenemez. Bu, apayrı bir güç işidir. Ancak hayat akışı içinde
yaşamasını öğrendikten sonra, normal üstü bir yaşamaya yönelebiliriz.
Bir dünya insanının bizzat bu vasatta tek başına bir hadise meydana
getirmesi imkansızdır. Ferdin yaptığı sadece o hadiseye teveccüh etmesidir.
Hadise grubunun ilk adım olarak bize kazandırmak için ihtiva ettiği hedef,
bizim şuur bakımından kendi dünyevi şahsiyetimizin üzerine çıkmamızdır.
Bu organizasyonun dahilindeki ana prensipler belirlidir. Dünya mektebinde
takip edilebilecek en doğru bir yol mevcuttur. İnsanlık, bugün büyük bir
ısdırap dönemecini idrak etmektedir. Şunu iyice bilelim ki, bugün benimsemiş
olduğumuz bütün prensipler, bütün bilgiler ve bunların muvacehesinde kurmuş
olduğumuz sisteme ait düşünce maketi, esas içinde; tekamülümüzü yürütmekte
olduğumuz ve yürütmeye mecbur olduğumuz sistemin kendisi olmadığı gibi, bizim
imkansızlıklarımız ve kapasite noksanlıklarımız yüzünden, onunla da büyük
farkları olan bir makettir. Artık, ayağımızı bastığımız geri zemin bize
beklenen desteği vermeyecektir.
―○O○―