PDF dosyası 331 Kb

 

Ruhsal Olaylar

 

Büyünün Etkisi Olur mu?

 

Halûk Akçam

 

Ak-Kadın dergisi, sayı 22 – 1987 Eylül/Ekim

 

(Makalemin orijinalinde yer alan resimleri PDF formatındaki dosyada görebilirsiniz.)

 

"Herhangi bir kimseyi delirtmek için yapılacak büyü: Aklını kaçırmasını istediğin kişinin saçından bir parça al ve onu öldürülmüş bir adamın saçıyla birlikte bağla. Sonra bu saçları bir şahin kuşunun ayağına iliştir ve kuşu canlı olarak sal gitsin. Eğer çok kuvvetli bir delilik olsun istersen, kuşu evinde bir müddet besle ve sonra sal gitsin..."

"Şehvetlendirmek için: Canlı bir soreks faresini yakala ve ödünü çıkarıp bir kenara koy. Sonra yüreğini çıkar ve onu da bir kenara koy. Farenin cesedini havanda iyici ez ve bırak kurusun. Kuruduktan sonra bir parçasını al ve sol elinin parmağından bir kaç damla kanı buna karıştır. Bu karışımı bir bardak şarap içinde çalkala ve şarabı kadına içir. Artık o kadın her an seni arzulayacaktır..."

Yaklaşık 1700 yıl önce Eski Mısır'da yazılmış bir büyü kitabından (Leiden Papirüs) alınan bu satırlar, insanların vazgeçemedikleri tutkularına küçük bir örnek sayılır. Tabiatın bilinmeyen güçlerine sahip olmak ve isteklerini gerçekleştirebilmek için, insanın bu yolda denemediği şey kalmamıştır. Dini öğretilerde büyü yapmak kesinlikle yasaklanmış, büyülerin kötülüğünden korunmak için dua örnekleri verilmiş, Ortaçağ'da büyücülük yaptığı gerekçesiyle insanlar kazığa bağlanarak yakılmış, ama büyülerin korkutucu etkisi hiçbir zaman önlenememiştir.

Günümüzde büyü kavramı, ruh hakimlerince batıl bir inanç olarak nitelendirilmekte ve böyle bir etkinin ancak insanın şuur altındaki birikimlerle açıklanabileceği savunulmaktadır. Buna rağmen, iyi büyü yaptığı söylenen kişilerin evleri her gün bir sürü insanla dolup taşıyor. Üfürükçüler, muska yapanlar bu yoldan milyonlarca para kazanıyor. Büyü kitapları her zaman müşteri buluyor. Para ve şöhret uğruna insanların bu tutkusunu kötüye kullanan sahtekârlar elbette ki dünyanın her yanında vardır. Ama, gerçekten büyü diye bir şey olabilir mi? İsterseniz, bu soruya yaşanmış bir olayı kısaca naklettikten sonra tekrar dönelim.

İÇİMİZDEN BİR ÖRNEK

Dokuz yıl önce, Göztepe semtinde bir adam kısa bir zaman içinde ruhsal bunalım geçirerek intihar etmişti. Ailesi dışındakiler olup biteni bilmediği için, beş ay içinde adamın süratle değişerek tanınmaz bir davranış içine girmesi ve sonunda sekizinci kattan kendini atarak ölmesi açıklanamamıştı.

37 yaşında, canlı, neşeli, eşini ve çocuğunu deli gibi seven, evine bağlı bir adamdı Faik bey. Ekonomik bir sıkıntısı yoktu, işinden memnundu. Ama, onu hiç istemeyen bir baldızı vardı. Kocasında aradığı mutluluğu bulamamış, kıskanç ve huysuz bir baldız. Paraya düşkün ve eniştesinin varlığına gözünü dikmiş bir kadın. Bu baldızın sonradan itiraf ettiğine göre, eniştesiyle kızkardeşinin arası açılsın, adamın cinsel gücü tükensin ve karısından soğusun isteğiyle bir papaza üstüste büyü yaptırdığı, aldığı muskaları da adamın evinin giriş kapısı eşiğine ve diğerini de yatakların arasına gizlediği anlaşılmıştır.

İlk büyünün yapıldığı tarihten bir hafta veya on gün sonra, Faik bey ile eşi anlamsız şeyler yüzünden tartışmaya başlıyorlar. Fakat baldız, istediği sonucu alamadığını görünce, bir ay sonra tekrar papaza gidiyor ve "damar çatlatan" diye bilinen bir büyünün yapılması için oldukça yüklü bir meblağ ödüyor. Güney İtalya'da ve Afrika'nın Akdeniz kıyılarında rastlanan bu büyü ile kişinin önce cinsel gücü aniden tükenir ve ardından değişik hezeyanlı bir depresyon ortaya çıkar. Az bilindiği halde çok etkili olduğu söylenen bu büyüde, bir yaşına gelmemiş bir dişi domuzun bacak damarı kullanılırmış. Dolunayda mezarlıkta yapılan bir âyin ile bu damarın içine kurbanın saç kılları ve bazı sıvılar doldurularak iplerle çeşitli yerlerinden boğulur ve sonunda bir muska haline getirilir.

Yatak şiltesi içine konulan bu muska ile birlikte, bir gece Faik bey kasıklarında bir yanma ve acı ile bağırarak uyanıyor. Ev halkı ayakta, soruyorlar neyin var diye. Faik bey bilmiyor, herşey normal, acı filan yok. Ertesi gece yine aynı şey. Ama, kalktığı zaman hiçbir araz kalmıyor. Eşiyle cinsel ilişkisi, bir sonraki akşam yine aynı ızdırabı veriyor. Adam, avaz avaza feryat etmekte.

Hekime gidiyor, operatöre muayene oluyor, başka bir uzmanı deniyor. Fiziksel bir aksaklık yok. Kan, idrar muayenesi normal. Ama her gece aynı şey tekrarlanıyor. Adamın eşiyle birlikte olmak istediği an, bir feryat ve dayanılmaz bir acı. Ruh hekimlerine danışıyorlar. Bir sürü faraziye ve "gizli kalmış duygular" edebiyatı içinde, Faik bey büsbütün bunalıma giriyor. Birkaç ay sonra, eşiyle arası iyice açılıyor. Faik bey, arada bir kendisini kaybedercesine bağırıp küfür etmeye başlıyor. Davranışlarındaki gariplikler yüzünden, gerek kendisi gerekse çevresindekiler perişan bir hâle geliyorlar. Faik bey bu arada işiyle de ilgisini kesmiştir. Ayrıca, saçlarını ve bıyığını da hergün kökünden traş etme alışkanlığına başlamıştır.

Eşi, çevresinin de etkisiyle, bir büyücüye gitmeye karar veriyor. İlk danıştıkları hoca, büyü yapıldığını ama çaresinin olmadığını söylüyor. Kadını da alelacele başından savuyor, para almayı kabul etmiyor. İkinci olarak gittikleri yaşlı kadın, büyünün yerini ve cinsini biliyor. Bozulamayacağını ve sonunun kötü olacağını söylüyor.

Genç kadın da büyünün yerini öğrenince, doğru evine koşuyor. Yatak şiltesini araştırıyor ve muskayı buluyor. O hırsla tuttuğu gibi, yatak odasının balkonundan fırlatıp atıyor. O gece, Faik bey yatağına yattıktan sonra, birden ateşi yükselmiş. Anlaşılmaz birşeyler söylenmiş ve eşi uyuduktan bir süre sonra da balkona fırlayıp kendini aşağıya atmış.

Bu olay, kuşkusuz duyulanlar içinde az rastlanan ilginç bir örnektir. Bunun yanısıra, ters bağlanıp okunarak gömülen kaşıklar, kör kuyuya atılan iğneli sabunlar, kilitlenip saklanan paslı kilitler, kullanılan mendile yakılıp bağlanan tohumlar, iplere okuyup üflenerek atılan düğümlerle birlikte, yaşamları cehenneme dönüşen insanların nasıl etkilendiklerini açıklamak kolay değil.

PSİKOLOJİK ŞARTLANMA MI?

Eski devirlerde, insanlar hastalıkların gerçek sebebini bilmedikleri için, birtakım görünmeyen cinlerin, iblislerin ve kötü ruhların etkisiyle kaderlerinin etkilendiğine inanırlarmış. Sonra zamanla mikroplar, bakteriler, virüsler bulunmuş ve birçok hastalığın gerçek sebebi ortaya çıkmış. Marazi ruh halleri, davranış bozuklukları, akıl hastalıkları da yakın bir geçmişe kadar tıbbın çaresiz kaldığı durumlardı. Bugün, mikrop vs. gibi organizmalar veya bedene giren kimyasal maddeler olmaksızın, ruhsal sağlığın çeşitli biçimde etkileneceği artık bilinmektedir. Ama, bu çeşitli etkilerin kaynağı ve hangi sınırlar içinde incelenmesi gerektiği konusunda fikir birliği henüz yoktur. İşte bu noktada, büyü denilen bilinmeyen bir faktörü de dikkate almak gerekecektir.

Hipnoz tekniği ile bir insanın dış uyarılara karşı reaksiyonunu kontrol ederek, narkoz vs. kullanmadan ameliyatlar yapılabiliyor. Telkin yolu ile zayıflamak, istenilmeyen alışkanlıklardan kurtulmak mümkün oluyor. Bugün normal karşıladığımız bu tıbbi yöntemler, eskiden büyücülük diye nitelenirdi. Demek ki, insanın maddi olmayan bir vasıta ile etkilenebildiğini, tepkilerinin veya davranışlarının değiştirilebildiğini kabul etmek zorundayız. Maddi olmayan bu vasıtayı, yine bir başka insanın uyguladığı zihinsel yöntemlerde buluyoruz.

Parapsikolojik araştırmalar, son yarım yüzyıl içinde, insanın daha önceden bilinmeyen bazı zihinsel güçlere sahip olduğunu göstermektedir. Telepati ile uzaktan gönderilen düşünceleri alabilen insanlar var. Yine arada herhangi bir maddi vasıta olmaksızın, kilometrelerce uzaktaki cisimleri veya olayları gören hassas kişiler var. Bir olayı gerçekleşmeden önce doğru olarak bilenler de var. Ayrıca, küçük çapta da olsa cisimlerin hareketini ve bitkilerin gelişmesini zihinsel yoldan etkileyebilen kişiler bulunmuştur. Bunlarla yapılan bilimsel çalışmalar, inanılmaz sonuçlarla karşılaşmamızı sağlamıştır.

Özellikle doğu blokunda girişilen bir dizi araştırma sonucu, belirli biçimdeki cisimlerin veya çizilen şekillerin insan düşüncesinden etkilenerek bir tür enerji ile yüklenebildiği anlaşılmıştır. Bu araştırmalar, büyülerde kullanılan yazılar, sözler ve cisimler hakkında kesin bir tanımlama yapmamıza şimdilik imkan vermiyor. Ama, insanın zihinsel faaliyeti belirli bir biçimde yönlendirildiğinde, buna uygun bir objenin bazı tesirleri taşıyabileceği varsayımı da gittikçe kuvvetlenmektedir.

Fantastik anlatımlara kapılarak, büyü işleminin mutlaka etkili olacağını kabullenmek için ortada henüz yeterli kanıtlar yoktur. Ama, hipnoz veya uzaktan telkin gibi bugün kullanılan tıbbi yöntemler ile parapsikolojik araştırma sonuçları birlikte düşünülürse, insan zihninin maddeyi ve dolayısıyla bir başka insanı etkileyebilmesi hiç de mantıksız sayılmaz.

Ancak, bir insanın yaşamında etkili olabilmenin sınırları yok mudur? Bu girişimde bulunan "büyücü" ve büyü yaptıran kişi hiç mi bir sorumluluk yüklenmiyor? Eğer böylesine bir serbestlik olsaydı, herkes bu yola başvurup istediğini yaptırırdı. Evrenin her yerinde nasıl bir düzen ve uyum var ise, elbette ki bu alanda da varlıkları belirli kanunlarla sınırlayan bir sistem çalışmaktadır. Atomlardan yıldızlara kadar geçerli olan bir dizi kanun gibi, bütün canlıların ve insanların da yaşamında etkisini gösteren ilahi nitelikte ruhsal kanunlar var.

Havaya attığınız taşın altında durduğunuzda nasıl kafanıza hızla düşerse, bir varlığın yaşamını etkilemek istediğinizde de mutlaka karşılığını bulursunuz. Burada atılan taş, sizin niyetinizi gösterir. Nereye kaçarsanız kaçın, gözle görünmeyen niyetiniz bir noktada bu ilahi kanunlara uygun bir biçimde yansıyarak karşınıza ya bir olay ya da bir duygu olarak çıkacaktır. Taşın düştüğü yönü görüp kaçmak mümkündür. Ama, niyetinizin karşılığını önceden görmeniz çoğu kez imkansızdır.

---oOo---