Obsesyon Hakkında
Notlar
M. Halûk AKÇAM
Varlıklar arasında kurulmuş olan sempati alanı, tesirlerin akışını sağlayan
bir ortamdır. Bedenli veya bedensiz, her varlık bir diğeri ile bu ortam
sayesinde tesir alışverişini sağlar. Varlığın içinde bulunduğu sempatizasyon
değerleri, gelen tesirlerin bir kısmını almasına, bu değerlere uygun
olmayanları ise bloke etmesine yol açar. Dolayısıyla, varlıklar arasındaki
tesir ilişkisi ancak uygun sempati alanlarının oluşmasıyla mümkündür.
Bir varlığın sempati alanı, tekamül seviyesinin gerektirdiği ihtiyaçlara
göre biçimlenir ve sempatizasyon değerleri bu ölçeğe uygun olarak ortaya çıkar.
Burada önemli olan nokta, varlığın, kendisinden kaynaklanan - sebebinin
kendisi olduğu - sempati alanını bilememesidir. Yani, hangi tesirleri çeken
ve hangilerini iten bir ortamda olduğunu açıkça fark edemez. Bu yüzden sempati
alanının şuurlu bir sistem tarafından korunması gerekli olur.
Varlığın sebep olduğu sempati alanı, bir bakıma mıknatısın çevresindeki
manyetik alana benzetilebilir. Kendi başına bu alanın devamlılığını
koruyamaz ama kendisi sayesinde bu alan vardır ve belirli kanunlara bağlı olarak
işleyen alandan faydalanır. Koruyucu mekanizma da genel tekamül çerçevesi
içinde sempati alanının bütünlüğünün bozulmadan kalmasını sağlar. Kısaca,
burada alana müdahale yoktur. Aksine, dıştan müdahale olmaması için
korunmaktadır.
Anlaşıldığı kadarıyla, varlığın tatbikatında hürriyetini engelleyen hiçbir
şeye müsaade edilmemektedir. Kendinden kaynaklanan sempati alanının değerlerine
uygun tesirleri alması için tam bir hürriyet içinde olması sağlanmıştır. Her varlık, ihtiyacı olan tesiri mutlaka alır.
Bu tesiri kendi ölçülerine göre değerlendirip tatbikata geçtiğinde de yine
bilgisizliğinden dolayı kendisine zarar verecek bir hamle yapmaya yeltenirse,
bu sefer aynı alanın çekeceği koruyucu tesirler ile ikaz edilir, yol gösterilir
veya yardım görür. Ama hiçbir zaman zorlayıcı bir ortam, hürriyetini
kısıtlayan bir durum yaratılamaz.
Bu çerçeve içinde obsesyon olayına baktığımızda, tekamül gereği olarak her
varlığın karşılaşması mukadder bir tesir alışverişi görürüz. Klasik
anlamda; “bedensiz bir varlığın insana musallat olması ve onun zaaflarından
faydalanarak yaşamına girmesi, kendi isteklerine göre insanı kullanıp sonunda
perişan olmasına yol açması” diye tanımlanan obsesyon olayı aslında bu kadar
dramatik ve basit değildir.
Obsesyon, varlıklar arasında
özel bir tesir iletişimini gerçekleştiren yakınlaşmadır. Obsesyon olaylarının
dış görünümüne bakarak bir tanımını yapmaya kalktığımızda, önce hangi tür
yakınlaşmaları inceleyeceğimizi bilmeliyiz. Hastane koridorlarına ve ruh
hekimlerinin kayıtlarına geçecek bir noktaya ulaşmış olayları ele alırsak,
karşımıza çıkan klinik tablo gerçekten dramatik ve klasik tanımı doğrular
niteliktedir. İrade azalması ve saplantılı fikirler gibi psikiatrik
özelliklere bakarak yapılan tedavilerin de bir sonuç vermediğini bu arada belirtelim.
Çünkü günümüzde bile, psikiatri ekolü hâlâ obsesyonu olayın ardındaki gerçeği
görmeden, bir kör döğüşü biçiminde gidermeye çabalamaktadır.
Obsesyon
olayları en çok bedensiz bir varlığın bir insana musallat olması biçiminde
dikkati çeker. Musallat olan varlık sayısı birden fazla da olabilir. Bedensiz
bir varlığın birden fazla insana musallat olduğu durumlar ise çok daha ender
görülen olaylardır. Bu son tip obsesyonlar genellikle kısa sürebilir. Analitik
tablosu da biraz karmaşıktır.
Önce
obsesyon türlerinin kısaca bir listesini gözden geçirelim:
1. Bedensiz varlığın insanı obsede etmesi: Her ikisinin ortak
özelliği, tekamül seviyelerinin geri olmalarıdır. İnsanın toplum
yaşamındaki uyumsuzluklar, kişilik problemleri, nefsinden kaynaklanan ihtirasları
bir çıkış yolu bulmak istediğinde, gerekli sempatizasyon alanını yaratır ve
bunu fırsat bilen bedensiz varlık da kendi tatminsizliklerinin oluşturduğu
sempati alanı ile yakınlaşmayı sağlar.
2. İnsanın diğer insanı
obsede etmesi: Şartlar birinci tip obsesyondaki gibidir. Yalnız,
obsedörün de bedenli olması aradaki zihin bağının zayıf kalmasına yol
açar. Buna rağmen iradî bağımlılık hemen hemen aynı şiddettedir. Obsedör
öldükten sonra, eğer diğer şartlar değişmemişse, obsesif durum birinci türe
uygun biçimde devam edebilir.
3. Bedensiz varlığın diğer bedensiz varlığı obsede etmesi:
Şartlar bu durumda biraz değişiktir. Genellikle, spatyuma geçen bir varlığın
içinde bulunduğu teşevvüş halinin yarattığı bir yardımcı arayışı bu tür
bir sempatizasyonda en uygun ortamdır. Çok geri varlıklar arasında bu tür
kollektif obsesyonlar daima vardır. Bu tür kollektif spatyum
obsesyonlarında hangi varlığın obsedör olduğu kesin çizgilerle belli
değildir. Adeta birbirlerine musallat olan bir varlık güruhu gibi tezahür
ederler ve birlikte güç kazanarak dünyada yaşayan bir insanı
obsede etmeye de çalışırlar.
4. İnsanın bedensiz varlığı obsede etmesi: Ancak özel şartlar
altında gerçekleşebilir. Bu durumda obsedör olan insan, belirli bazı operasyonlar
ile bedensizlerin bulunduğu ortama girmeye çalışır. Bunu başardıktan sonra, o
ortamdaki geri bir varlığın zayıf noktasını yakalayarak üzerinde
tahakküm kurar. Dünya üzerinde elde etmek istediği ne ise, buna uygun bir
biçimde o varlığı kullanır. Bu tür obsesyonlara daha sonra temas
edeceğiz.
Bu dört ana tipin dışında bir de dolaylı veya zincirleme obsesyon
tipleri vardır. Bunların en sık görüleni, tahakküm gücü etkili bir bedensiz
varlığın dünyadaki bir insanla irtibat kurarak önce aralarındaki bağın iyice
sağlamlaşması için bir mayalanma süresi geçirmesiyle başlar. Daha sonra bu
insan, ardındaki bedensiz varlığın etkisiyle, çevresindeki kişiler
üzerinde obsesif bir alan yaratmaya çalışır. Başardığı takdirde,
zincirleme bir obsesyon ortaya çıkar. Böylece, 1. ve 2. ana tiplerin karışımı
bir olayla karşılaşırız.
Aslında bu zincirleme türün başlangıcı 3. ana tür biçiminde, yani önce iki
varlık arasında spatyumda filizlenen obsesif bir ilişki tarzındadır.
Bazı durumlarda, sonradan bedenlenerek dünyaya gelecek olan varlık için bir enkarnasyon
planı hazırlanırken, obsedör varlığın da bu planda aktif bir rolü olabilir.
Yine aynı tür zincirleme obsesyonda, dünyada bir ömür geçiren varlık, hem
obsede hem de çevresindeki insanları obsesyona sürükleyecek bir yaşam sürdükten
sonra ölünce, eski esas ilişkisi tekrar 3. ana türden devam edebilir. Yalnız,
bu son anlattığımız durum tarihte çok ender rastlanan olaylarda belirir ve
genellikle toplumsal bir hareketi oluşturacak sonuçlar verecek
niteliktedir. Ayrıca şunu da belirtelim ki, bu tür obsesyonlar üst seviyeden
idareci varlıklar tarafından planlanmakta ve özel bazı kombinezonlarla
gerçekleştirilmektedir. Bu sebeple, obsesyonun klasik tarifine pek uymazlar. Bu
türün dış görünüş itibarıyla topluma zarar verdiği söylenebilen bir örneği, II. Dünya Savaşı'nda Adolf Hitler ve
çevresindekilerdir. Bu döneme ait olayların derinlemesine analizinde, dört ana
tür obsesyonun birbiri ile karıştığı değişik kombinezonları bulmak mümkündür.
Önemli olması bakımından, burada 4. ana tür ve 4. ile 1.nin karışımı olan
zincirleme türden de bahsetmek gerekecektir:
İnsanın bedensiz varlığı obsede etmesi, en çok büyü ile ilgili
durumların başında görülür. Daha genel bir kavram ile, maji çalışmalarında
(büyü yapılsın veya yapılmasın), majisyen geri sayılabilen bazı varlıklar
üzerinde irade gücünü kullanmaya yönelik denemelerde bulunur. Bu varlıklar eğer
insanınkinden farklı bir tekamül zincirine ait ise, evokasyon
denilen celbetme işlemi veya retroposesyon denilen “huddâm edinme” çalışması
söz konusudur. Bunların ne olduklarına bir başka yazımızda yer vereceğiz.
Maji çalışmasında, eğer üzerinde
deneme yapılan varlık bedensiz geri bir insan ise, 4. ana türden obsesyon
durumu belirir. Özel bir yöntem ile, beden bağını geçici olarak gevşeten, yani
transa geçen majisyen, şuurlu olarak spatyum ortamına girer. Burada
prensip olarak gaye, geri seviyedeki bedensiz bir insanın spatyum
yaşamını çok yakından incelemek ve bu varlığın gönderilen değişik
tesirler karşısındaki reaksiyonunu görmektir. Ancak, bu çalışma
sırasında görülür ki, geri varlıklar kolaylıkla herhangi bir maksada uygun
olarak kullanılmaya hazır bir irade gevşekliği içindedirler. Bunu
farkeden majisyen, eğer yeterli bir üst seviyeye ulaşamamış ise, fırsattan
istifade etmeye yeltenebilir.
İşte bu noktada, 4. türden kaynaklanan 1. tür bir obsesyon olayı yaratmak
mümkündür. Majisyenin o geri varlığı kendi amacına uygun bir biçimde astral
güçlerle şarj etmesi ile, varlık, gerilmiş yaydan fırlayan bir ok gibi
yöneltildiği insana tasallut eder. Bu bir çeşit kara büyü işlemidir.
Aynı zamanda, büyü yapacağı insanı da kontrol eden majisyen, kısa aralıklarla
ve uygun zamanlarda o geri varlığı besleyip yönlendirerek, hedefi olan
insanın sempati alanında uygun bir noktayı yakalamaya çalışır.
Bu işlemde hedef olan insanın sempatizasyon alanının da, güdümlü saldıran
geri varlığa uygun zaaflar göstermesi işi kolaylaştırır. Eğer, hedef
olan insan ileri bir tekamül seviyesinde ise, gönderilen varlık deşarj
olacak bir tutanak bulamaz ve olay tersine dönüşür. Majisyen ile arasında
kurulmuş sempatizasyondan faydalanarak, üzerindeki astral olumsuz tesirleri
majisyene boşaltmaya çalışır. Bu durumda, korunma alanı zayıflayan majisyen
de istemeden 1. türden bir obsesyona açık hale gelebilir. Zira, olumsuz
tesir üreten her varlığın çevresinde olduğu gibi, bu işlemi yapan
majisyenin de etrafında obsede etmeye meyyal başka varlıklar bekleşmektedir.
Obsesyon büyüleriyle uğraşan büyücüler, eninde sonunda
obsede olmaya mahkumdurlar. Zira, bu insanlar belirli bir konuda güçlenerek
yetenek kazanmış, ama ruhsal bakımdan yeterince gelişmemiş insanlardır.
Hayat hikâyeleri incelendiğinde görülür ki, çoğu zaten bu işe 1. türden bir
obsesyon ile bulaşmıştır. Bazıları ise 3. türden, yani spatyumda iken güçlü bir
varlığın obsede etmesiyle hazırlıklı olarak dünyaya gelmiştir. Diğerleri
de yaptıkları işe uygun bir sempatizasyon alanı oluşturdukları için, bu
hayatlarında obsede olurlar sonunda.
Her zaman ikaz edildiği gibi, bu yüzden maji tehlikeli bir uğraştır ve
gizli tutulması gerekmektedir. Kendini yeterince tanımayan ve her ne
pahasına olursa olsun doğru yoldan şaşmama iradesini gösteremeyen kişiler maji
ile uğraşacak olurlarsa, günün birinde obsesyona uğramaları kaçınılmazdır.
Obsede olmuş bir insanın bu durumdan kurtulması arzu edilir. Ama, obsesyonun
ardındaki sebepler bilinmedikçe hiçbir müdahalede bulunmamak en doğrusudur.
Zaten, eğer obsede olan şahıs bu ilişkiden şikâyet etmiyorsa, aradaki
bağı koparmak imkânsız gibidir. Keza, obsesyonun başlangıç aşamalarında hiçbir
şikâyet yoktur. Çünkü, bu ilişki her iki tarafın ortak bir noktada hemfikir olmasıyla
başlar. Ancak ileri safhalarda, obsede olan kişide rahatsızlıklar ve
zaman zaman ortaya çıkan kurtulma çırpınışları belirir.
Obsesyon bağını çözme yönteminde esas nokta, obsesyonun meydana
gelişini hazırlayan şartları iyice inceleyip aynı izler üzerinde hareket
ederek, her iki tarafın sempatize olduğu ortak alanı bulmaktır. Eğer bu
alanı ister obsedör varlık üzerinde, isterseniz obsede olan kişi üzerinde
çalışarak nötralize edebilirseniz, bağ kendiliğinden kopar. Yoksa, körü
körüne ikna etme veya korkutma gibi ne karşılık alacağınızı bilmediğiniz
yöntemlerle işe başlarsanız, kaş yapayım derken göz çıkartmanız mümkündür.
Çünkü,
obsedör varlıklar genellikle kuru gürültüye pabuç bırakmazlar. Korkutup
kaçırmak için elimizde kuvvetli bir silah olması gerekir. İkna olmaları da
çok zordur. Uzun bir süre insanı uğraştırırlar. Eğer, özel bazı yöntemlerle
obsedör varlığın sempatizasyon alanına girmeyi bilmiyorsanız - ki bu önceden
değişik bir eğitimden geçmiş olmanızla ancak mümkündür - yapacağınız en
akıllıca iş, obsede olan kişinin güvenini kazanıp yardımcı olacağınıza
gerçekten inanmasını sağlamaktır. Bu da lafla olmaz, içinizden bu duyguyu
kuvvetle ve kendinizi aldatmadan duymanız gerekmektedir. Gerçek sevgi
kavramını anlamış olanlar bunu yapabilirler. Bazı ruhsal şifacılar, sürekli
irtibat halinde oldukları varlıklara sorarak obsesyon olayına müdahale
edip etmeyeceklerini öğrenirler. Yardımcı diğer bir yöntem de, kendi çıkarınızı
hiç düşünmeden obsede olan kişinin iyiliği için yüksek varlıkların yardımını
çağıran duadır. Duayı obsedör varlık için de yapabilirsiniz, ama bu bazı
sakıncalar doğurması bakımından tavsiye edilmez. Çünkü, dua da bir tür
sempatizasyon alanı yaratmaktır.
---oOo---